Yapay zeka hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Teknoloji, haber, eğitim başta olmak üzere hemen her konuda bilgiyi hızlıca karşımıza çıkaran yapay zeka programları her ne kadar bilginin bir ‘yapay zeka’ tarafından hazırlandığı ve bunun test edilmesi gerektiği uyarısında bulunsa da zaman zaman bunu görmezden gelebiliyoruz. Özellikle sağlık konularında yapay zekaya sorulan soruların ‘bilgilendirici’ olmanın dışında bir anlam ifade etmediğini aklımızın bir kenarına yazmak gerekiyor.
hekimus + Şu sıralar popüler olan ‘diyet’ programı hazırlama konusunda yapay zekadan faydalanılması konusu diyetisyenler ve sağlık uzmanları arasında da önemli bir yer tutuyor. Uzmanlar yapay zekanın diyet yazabileceğini ama asla bir diyetisyenin yerini tutamayacağı konusunda önemli uyarılarda bulunuyorlar.
KLİNİK DENEYİMİN YERİ FARKLI
Yapay zekanın beslenme ve diyet alanındaki gelişimini değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, her ne kadar yapay zekanın güçlü bir yardımcı olarak destek sağlasa da beslenmede insan faktörünün, empati ve klinik deneyiminin yerini alamayacağına dikkat çekti.
Yapay zekanın pratik tarif ve fikir alma konusunda keyif liolabileceğini ancak sağlığınızı tamamen emanet etme fikrinin sağlık sorunlarını da yanında getirebileceği uyarısında bulunan Çevik, şu uyarılarda bulundu:
TEK DİP DİYET YERİNE KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ BESLENME PROGRAMI REVAÇTA
Beslenme ve diyetetik alanında son yılların en önemli değişimi kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımı. Beslenme bilimindeki en büyük kırılma noktası, ‘herkese tek tip diyet’ anlayışından uzaklaşılması oldu. Bugün artık ‘kişiselleştirilmiş beslenme’ ve ‘sağlıklı yaş alma (longevity)’ dönemindeyiz. Araştırmalar artık aynı besinin farklı insanlarda çok farklı metabolik yanıtlar oluşturabildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak mikrobiyota araştırmaları patlama yaşadı; bağırsak bakterilerinin yalnızca sindirimle değil, ruh hali, bağışıklık ve kilo yönetimiyle de doğrudan bağlantılı olduğu anlaşıldı. Yalnızca ağırlık kaybını hedefleyen geçici hedef yaklaşımları yerine, geleceğe de dokunan, yaş alırken kronik hastalıklardan uzak, dinç ve kaliteli bir yaşam sürmek üzerine şekillenen koruyucu beslenme modelleri önem kazandı. Bunun yanı sıra dünyamızın ve nesillerimizin sağlığını ve refahını konu edinen çevresel sürdürülebilirlik artık beslenme rehberlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.”
YAPAY ZEKA YENİ BİR BOYUT KATTI
Yapay zekânın sağlık ve beslenme alanında farklı uygulamalarla kullanılmaya başlandığını hatırlatan Diyetisyen Çevik, “Fotoğraftan besin analizi yapabilen uygulamalar, akıllı saatler aracılığıyla toplanan aktivite ve uyku verilerinin diyetle ilişkilendirilmesi, hastane sistemlerinde risk altındaki hastaların erken tespiti… Akademik dünyada ise büyük veri setlerinden kalıplar çıkarma konusunda devrim sayılabilecek çalışmalar yapılıyor. Artık binlerce kişinin genetik, mikrobiyota ve beslenme verisi bir arada değerlendirilerek bireysel öneriler üretmek mümkün hale geliyor.” diye konuştu.
YAPAY ZEKA İNSANI ANLAYAMAZ
Yapay zekâ destekli uygulamaların kişiye özel diyet listeleri oluşturabildiğini ancak bunun belirli sınırları olduğunu vurgulayan Çevik, şöyle devam etti: “Bu uygulamalar matematiksel olarak harika listeler çıkarabiliyor; boy, kilo, yaş ve hedef girildiğinde saniyeler içinde bir kalori ve makro hesabı yapabiliyor. Ancak burada kritik bir ayrım var: Gerçek anlamda ‘kişiye özel’ olmak, sadece rakamlardan ibaret değildir. Yapay zeka sizin o günkü stres seviyenizi, duygusal yeme krizinizi, çocukluktan gelen damak tadınızı ya da o yemeği yapacak vaktinizin olup olmadığını tam olarak anlamlandıramaz. Dolayısıyla teknik olarak bir liste oluşturabilir ama bu liste ruhsuz ve sürdürülebilirliği düşük bir liste olur. Bu yüzden, teknoloji ‘veriye dayalı’ kısmı çok iyi yapıyor; ‘insana dayalı’ kısmı için diyetisyeniniz hala vazgeçilmez.”
DİYETİSYENİN GÜCÜNÜ ARTIRACAK
Yapay zekânın diyetisyenlerin yerini alıp alamayacağını da değerlendiren Ekin Çevik, “’Yapay zekâyı kullanan diyetisyen, kullanmayanın yerini alır’ gibi düşünmek daha gerçekçi. Beslenme, sadece tabağa ne koyduğumuzla ilgili değil; tamamen psikoloji, motivasyon, şefkat ve insan ilişkisiyle ilgilidir. Bir danışanın ‘Bugün çok mutsuzdum ve diyeti bozdum’ dediğinde duymak istediği şey bir algoritmanın soğuk uyarısı değil, diyetisyeninin onu anlayan, yargılamayan empati dolu sesidir. Öte yandan bir hastanın anoreksiya gibi bir yeme bozukluğuyla mücadelesi, kronik bir hastalık yönetimi ya da anne sütü dönemindeki beslenme danışmanlığı; bunlar empati, klinik deneyim ve etik sorumluluk gerektiren süreçler. Yapay zekâ bu alanlarda yardımcı olabilir, ancak sorumluluğu üstlenemez. İşin bir diğer kritik boyutu da şu: bir bireyin yapay zekadan doğru ve güvenli bir beslenme önerisi alabilmesi için bile, ona neyi nasıl soracağını bilmesi, yani doğru komutları (prompt) kurgulayabilmesi gerekir. Bunun yolu da belirli bir beslenme okuryazarlığı ve temel bilgi düzeyine sahip olmaktan geçer. Toplumda bu doğru beslenme bilincini ve eğitimini inşa edebilecek tek meslek grubu ise diyetisyenlerdir. Yani yapay zekayı doğru yönlendirmek için bile yine bir diyetisyenin rehberliğine ve eğitimine ihtiyaç vardır.” dedi.
SOSYAL MEDYADAKİ TAVSİYELER BİLİMSEL DEĞİL ÇEKİCİ
Sosyal medyada hızla yayılan beslenme önerilerini de değerlendiren Ekin Çevik, sosyal medyada yer alan ve ‘beslenme uzmanı’ olarak öne çıkan isimlerin büyük bir bölümünün bu alanda herhangi bir eğitimi olmadığına dikkat çekerek, “Viral olan içerik bilimsel değil ancak ilgi çekici. Tek bir besin kanseri iyi eder ya da 3 günde 5 kilo verdim’ gibi iddialar bilimsel değil, popülist söylemlerdir” uyarısında bulundu.
YAPAY ZEKA FAYDADAN ÇOK ZARAR VEREBİLİR
Yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına da değinen Beslenme Uzm. Ekin Çevik, “Bu araçlar, internetteki milyarlarca veriyi tarayarak size genel bir ortalama sunar. Dolayısı ile genel beslenme bilgisini aktarmak, diyet kavramlarını açıklamak ve farkındalık oluşturmak için oldukça kullanışlıdır. Ancak bunlar tıbbi müdahale değildir. Kronik bir hastalığınız (örneğin diyabet, böbrek yetmezliği, tansiyon) varsa veya hamileyseniz, bu araçların üreteceği genel geçer bir diyet listesi sağlığınızı ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu.
DİJİTAL BESLENME ASİSTANLARI OLACAK
Gelecekte dijital beslenme asistanlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelebileceğini belirten Ekin Çevik, “Teknoloji şu an yüksek gelirli ülkelerde ve refah düzeyi yüksek nüfuslarda yoğunlaşıyor. Oysa beslenme problemleri en çok ekonomik eşitsizliğin olduğu yerlerde görülüyor. İdeal senaryo şu: dijital araçlar diyetisyene ulaşamayan insanlara temel beslenme rehberliği sağlarken, karmaşık vakalar için nitelikli uzman desteği de herkes için erişilebilir olsun. Teknoloji tek başına bu denklemi çözemez; sağlık politikaları ve eğitim yatırımları da eşit ölçüde önemli.” şeklinde sözlerini tamamladı.